gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2016 Salı

Gezi: Samos 2. Bölüm

Herkese merhaba,

Samos gezimizi anlattığım, Samos 1. bölüm'den sonra, sıra geldi 3,4 ve 5. günlerimizi anlatacağım 2. bölüme.

Hepinize keyifli okumalar.

Üçüncü gün pansiyonun orada denize girmek istemedik ve dışarıda nasıl kahvaltı ediliyor diye düşünürken kendimizi havaalanına çok yakın bir yerde olan Koumaradei'deki Balkoni Taverna'da bulduk.

 Yunan Salatasına çok güzel bir yorum getirmişler.

Normal kahvaltı bulamadığımız için domates, salatalık ve peynirle bu şekilde kahvaltı edelim dedik.




Omlet



 Balkoni Taverna'nın dışardan görüntüsü


Kahvaltımızı yaptıktan sonra,bir çok yerde okuduğumuz Pappa Beach'e gidelim dedik.


Harika bir denizi vardı. Buranın özelliği çok ilginç taşlarının olması.


Girişe ücret ödenmiyor, sadece şezlonga para veriliyor. Türkiye'de böyle bir yer olsa, bu kadar mütevazi bir işletmesi olmazdı.

Ayrıca deniz ayakkabısı, şnorkel, deniz makarnası gibi eşyaları herkesin görebileceği bir yere koymuşlar ve ihtiyacı olan alıp giyiyor, işi bitince de yerine koyuyor.


Çok huzurlu bir kaç saat geçirdikten sonra bir kahve molası verdik. Yunanistan'a yolunuz düşerse mutlaka frappe için.



Pythagorio sahilinin bir bölümü. burada deniz sporları da yapılıyormuş. Ben hamile olduğumdan yapamayacağım için, eşimin de yapmak içine sinmedi.

Burada güzel bir yemek yiyelim dedik ve bloglardan okuduğumuza göre buranın en lezzetli yeri olan Maritsa'ya gittik.


Bütün Yunanistan'da olduğu gibi ahtapotları asarak kurutuyorlar. Lezzetli oluyor ama bana çok sert geliyor. Eşim bayılarak yiyor.



 Dolmaki

 Karides

 Kalamari, herhalde içinde 4 tane vardı, lezzetliydi ama  çok geldi.



 Barbunu hiç beğenmedim, kötü kokuyordu.

Tıka basa yedikten sonra, Psili Ammos'ta denize girelim dedik. buranın özelliği karşı tarafın Türkiye olması, çok ama çok yakın. Hatta günü birlik tekne turları buraya çok yakından geçiyor.

Gördüğünüz gibi su hiç derinleşmiyor, hep bu şekilde. sahili de kumluydu, oldukça güzeldi.


Otelimize dönerken, çok beğendiğimiz Karlovassi'ye tekrar uğrayalım dedik. buranın meşhur dondurmacısında dondurmamızı yedik. bu ismi yazamayacağım için, fotografını çekmek istedim.


Dördüncü gün, artık Maratokampos'a gelip gitmek beni çok zorladığı için, eşim de sürekli araba kullanmak zorunda kaldığı için özümüze döndük ve şehir merkezinde son gecemizi geçirmeye karar verdik.

Pythagorio'yu çok sevdiğimiz için, tercihimiz burası oldu. Eşim beni bir yerde oturtup, harika manzaralı bir pansiyon buldu.


 Odamızın manzarası


Balkonda şöyle bir dolap vardı. Açılınca şöyle oluyordu.


Güzel bir öğle yemeği hazırladık, keyifle yedik.



Akşamında ise limana çok yakın bir yerde güzel bir yemek yedik, yandaki tavernada canlı müzik de vardı. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama bütün konuklar Türk'tü.

 Ülkemizde çok şaibeli olduğu için tavuk gördüğüm anda tavuk yedim.

 Yunan Salatası

Pirzola

Samos'un şarapları çok meşhurmuş. Kendi üzümlerinden üretilen şarapları denemenizi tavsiye ederim.

Ertesi gün eşyalarımızı arabaya koyup, sahilleri teker teker gezdik. bazı yerlerde denize girdik.

 Klima Beach

 Posidonio Beach

 Posidonio beach

 Kerveli Bay, bu fotoyu biraz büyüterek çektim, hemen karşısı Türkiye sahili

 Fredocciono da mutlaka için


 Livadaki'deki beach cluba da gidelim, hem denize gireriz, hem de bir şeyler yeriz dedik.

 Ev yapımı limonata çok güzeldi

 Dünyadaki en dandik ama o kadar da güzel salata, içeriğinde nut yazıyordu ama nut meğerse ekmek kırığıymış.


 Livadaki Beach

 Livadaki Beach

Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama yollar çok kötüydü.

Samos'un merkezine daha önce gelmiştik ama arabadan bile inmemiştik. Yine gidelim bir kahve içelim dedik. ama yine inesimiz gelmedi. Üstelik bir de orman yangını çıkmıştı.




Biz de akşam feribotumuz Pythagoiodan kalkacağı için döndük ve beklerken, birer dondurma yedik.


Dönüş yolu gerçekten çok çektirdi bize. 50 dakikalık yolu 6 saatte geldik. Gümrük bizi deli etti. Size tavsiyem sakın Pytagorio'dan giriş çıkış yapmayın. Çok fazla Türk vardı ve bayram olduğu için daha da kalabalıktı.

Samos'a balık yemeğe de gitmeyin derim. Çupra, levrek kültür balığı, diğer balıklar da taze mi değil mi çok anlaşılmıyor, bir de ne yalan söyleyim çirkin balıklar, insanın yiyesi gelmiyor.

Bizim için güzel bir tatil oldu. Bakalım bundan sonraki tatillerimiz nasıl olacak :)

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.

Diğer Yunanistan yazılarım için:

Sakın Adası
Atina 1. gün
Atina 2. gün
Atina 3. gün
Selanik 1. gün
Selanik 2. gün
Selanik 3.gün
Selanik 4. gün




4 Eylül 2016 Pazar

Gezi- Samos 1. Bölüm

Herkese merhaba

İzmirli olduğum için doğduğumdan beri Kuşadası'na gideriz. Hep karşısından baktığımız tarafa gitmek 2016'nın şeker bayramında nasip oldu. 

Bu yaz herkes Yunan Adalarına gitmeye başladı, çünkü kalacak yer ve benzin fiyatları bedava. Yeme içmeyi de ucuz diyenler var ama ben aynı fikirde değilim. Türkiye ile aynı, Uzo çok ucuz ama.

Samos'a hem Kuşadası'ndan hem de Seferihisar'dan feribotla gidiliyor. Biz Kuşadası'ndan Barel turizm ile gittik. 50 dakikada geçtiği için onu tercih ettik. Bayram zamanı olduğu için çok kalabalıktı ve Pythagorion limanına gittiği için, gümrük işleri çok ama çok kötüydü. Yani yolculuğumuz beklediğimizden çok daha uzun sürdü. Ayrıca Kuşadası limanı özel, bundan dolayı diğer Yunan adalarına göre, çok daha fazla yol ücreti ödüyorsunuz.


Pythagorion Limanından indikten sonra bizi böyle güzel bir manzara karşıladı. 

Karnımız çok aç olduğu için sahilde bulunan Ambrosia'ya oturduk. Yemekler enfesti.




Araba kiralama işini Türkiye'den yapmamıştık. Şansımız yaver gitti ve eşim adadaki çarşıdaki son müsait arabayı buldu. Size tavsiyem eğer araba kiralayacaksanız, mümkün olan en küçük arabayı seçin. Bizim için tek kriter klimanın olmasıydı. Kiklos'tan günlüğü 25 Euro'ya Atos kiraladık.

Tam bayramdan önce taşındığımız için, bayramda sakin bir yerde dinlenelim istedik. Özellikle eşim Marathokompos taraflarında bir villa-pansiyon buldu. Şöyle bir sistem, mutfaklı oda veriyorlar, misafirler kendi yemeklerini kendileri pişirip, bulaşıklarını yıkıyorlar.

Bizim kaldığımız yerin ismi Studio  Limnionas'tı.



 Mutfakta tencere, tava, çatal kaşık, tabak gibi malzemeler bulunuyordu.

Odanın manzarası

Yanımızdaki odada da yine Türkler kalıyordu. Biz buradan yer ayarlamayıp gittiğimiz için, ufak bir yanlışlık olmuş. Başka bir Türk aile ile karıştırmışlar ve bu odayı vermişler. Kalan oda, bir altta, daha eski eşyaların olduğu bir odaydı. Kliması yoktu, çok fazla yokluğunu çekmedik. Çünkü çok esen bir yer.

Ev sahipleri çok tatlı insanlardı ve böyle bir yanlış yaptıkları için 35 euroya anlaştığımız gecelik ücret yerine sadece 20 euro ödedik!


Yolda To the end of the Word Taverna diye bir tabela ilgimizi çekmişti. Bir bakalım dedik. Keşke demeseydik. Samos'un yolları diğer Yunanistan yolları gibi çok virajlı, asfalt yol yok denecek kadar az ve gerçekten çok çok kötü. Ben normalde öyle yolları hiç sevmem, hamileyken epey zorlandım.

Taverna'ya giden yollar şu şekildeydi:






Ha taverna mı? 

Kapalıydı! Zaten o yolların bir de dönüşü olduğunu düşünüp, insan yemek yiyemez...

Kampos'un merkezine dönüp Chrisopetro diye bir yere oturduk.

 cacıki

 söğüş :)

 Ahtapot

 Üstü mozerellalı, domatesli kaşar

Kalamar dolması

Hepsi çok lezzetliydi. Keşke ülkemizde de kalamar dolması bu kadar yaygın olsa.
Samos'ta Frantzeskos marka Uzo'yu içmenizi tavsiye ederim. Samos'un kendi misket üzümünden üretiliyormuş.


2. gün kahvaltımızı kendimiz hazırladık 


Kaldığımız yerin orada denize girdik, biraz rüzgarlı bir denizi vardı ama beğendik. 

Başka yerlerde de denize girelim istedik ve Karlovasi'ye gittik. Oradaki Potami sahilinin çok güzel olduğunu duymuştuk. yoldan baktığımızda turkuaz harika bir deniz vardı ama çok dalgalıydı. Hamileliğimden dolayı o dalgalı denize girmeye cesaret edemedim.

Karlovasi'nin merkezini çok beğendik. Mağazalar, tavernalar çok sevimli bir yerdi. Genç nüfus da oldukça fazlaydı, çünkü orada da Ege (Agean) Üniversitesi varmış :)

 Alışık olduğumuz Yunan kasabası çarşısı

 Karlovasi Meydanı

Samos'ta 2 tane Hondos Center bulunmakta. eğer daha önceki Yunanistan yazılarımı okuduysanız, Hondos Center'in buranın Boyner gibi bir alışveriş zinciri olduğunu hatırlayacaklardır. Samos'taki Hondos Center'lardan birisi de Karlovasi'deydi. Girdiğim Hondos'lar arasında en boş olan buydu. Raflarda hiç bir şey yoktu. Bir tek Loreal'in bu saç dipleri için olan sprey boyası çok dikkatimi çekti. Umarım ülkemize de gelir.


Otelimize geri dönerken, Kampos'un merkezindeki Nick the Greek'te yemek yedik.
Burası bir balık tavernası ama balıklar pek hoşumuza gitmedi.

 Hamburgermiş :)

 Yunan Salatasına yine değişik bir yorum :)

 Kabak kızartması

Cacıki

Akşam yemeği için, kaldığımız yerden biraz uzak bir yere gidelim dedik, başta çok güzel başlamıştı yolculuğumuz.

Ormos'da bir balıkçı kedisi

Dediğim gibi başta güzel başlamıştı. Ormos'ta güzel bir balıkçı bulamadığımız için biraz daha uzaklara gidelim dedik. ama daha önce de söylediğim gibi, normalde böyle yolları (toprak, dar, virajlı) hiç sevmezken, hamileyken benim için tam bir işkenceydi. Çok ıssız ve karanlık yollara daha fazla dayanamadım ve geri döndük.

Akşam da yine Kampos'da Votsalakia'da yemek yedik. Kalamar dolması fena değildi ama burayı çok önermiyorum.

 Yoğurtlı patlıcan

Kalamar dolması

Samos gezimizin 2. bölümü çok yakında burada olacak.

Görüşmek üzere, iyi pazarlar dilerim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...