Kapadokya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kapadokya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2015 Salı

Kapadokya 1. Gün


Herkese merhaba

1 Mayıs tatil olduğu ve cuma gününe denk geldiği için, perşembe günü hadi Kapadokya'ya gidelim dedik. Öğleyin plan yapıp, tur bulduk ve akşam yola çıkmıştık bile.

Upuzuuuuuun bir yolculuktan sonra ilk durağımız Aksaray'da bulunan Ihlara Vadisi oldu. 10-11 saat yolculuktan sonra, tam 3 kilometre, yağmur sonrası toprak kokusu, kuş cıvıltıları arasında yürümek gerçekten çok iyi geldi bize.





Ihlara'ya vardığımızda biraz yağmur vardı. Rehberlerimiz hava birazdan açar dedi ki öyle de oldu. 33 kişilik bir turumuz vardı ve çoğu orta yaşlı insanlardı. Biz gençler olarak bu yürüyüşe katıldık. Tam ortada bu otantik yerde bir çay molası verdik. Etrafın güzelliğini doya doya çıkarttık.



Vadideki yürüyüşümüzü tamamlayıp, yılanlı kiliseye gittik. Kapadokya'nın en güzel mevsimi ilkbaharmış. Bu yüzdendir ki, çok kalabalıktı.




Yılanlı kilisedeki freskler çok aşınmış olduğu için fotoğraf çekemedim.
Ağaçaltı kilisesinin tavanını net bir şekilde fotoğraflayabildim.

Kapadokya, zamanında Hıristiyan dininin merkezi olduğu için, bu bölgede bir sürü kilise var. İnsanlar bu kiliselere Hz. İsa'nın hayatı resmetmişler.



Ağaçaltı kilisesinin tavanında Hz. İsa'nın meleklerin kollarında göğe yükselişi resmedilmiş.


Kiliseden hemen sonra, 382 basamak çıkıp tekrar otobüsümüze binip, gezimize devam ettik.


Belisırma Girişinden girip, en sonran çıktık.

2. durağımız Derinkuyu Yeraltı Şehriydi. Öncesinde öğle yemeği molası verdik.




Milattan önce yapılan bu yeraltı şehirlerinin en büyüğü Derinkuyu Yeraltı Şehriymiş. Toplam 36 tane yeraltı şehri varmış ve sadece bazıları gezilebiliyormuş.


Girmeden önce uyarılar yapılıyor. Yaşlılar, tansiyon ve kalp hastaları ve astımlılar içeriye alınmıyor.


Toplam 8 katlı bu yeraltı şehrinde erzak deposundan tutun da manastıra kadar her şey düşünülmüş. Havalandırma sorunu kesinlikle yok. Yer üstündeki oksijen oranı neyse, yer altında da o kadar. Yeraltı şehrinin ısısı yaz kış 12-13 santigrat derece oluyormuş.


Toprak üstünden hiç belli olamayan bu yeraltı şehirlerinde, kapılar ve geçişler aşırı dar ve alçak. O zamanın insanları buralarda nasıl yaşamışlar, nasıl inşa etmişler gerçekten anlamak imkansız. Gezerken o kadar eğilmek durumunda kaldık ki neredeyse çenemiz, diz kapağımıza değiyordu.


Turdaki 45 yaş üstü kesim, (defalarca söylendiği halde) içeride mızmızlanmaya başladı. Gerçekten zor bir gezi ama kesinlikle değiyor. Siz siz olun bu tip yerlere gençken gidin.





Ve sonunda Peri Bacalarına geldik. Kapadokya'nın simgesi olan bu Peri Bacalarının ismi Üç güzeller. Anne, baba ve çocuk peri bacası.

Bölgenin etrafındaki yanardağların patlaması sonucu yumuşak kayalar oluşuyor, zaman içinde yağmur, kar sularıyla oyuluyor ve böylece Peri Bacaları oluşuyormuş.




Üç güzellerden sonra, Turasan Şarap Fabrikasını gezip, şarap yapımı hakkında bilgi aldık. Bağcılık çok geliştiği için, şarapları da gerçekten çok güzel.
Ürgüp'deki Asmalı Konak'ın çekildiği evi grup gezerken, biz de Ürgüp sokaklarında gezdik

 

Ürgüp'ün genelinde oldukça güzel cafe ve restorantlar vardı.

Son gün karar verdiğimizden, tur seçmek için pek şansımız yoktu. www.izmircikisliturlar.com da (diğer ismiyle Kare Tur) yer olduğu için, oradan almak zorunda kaldık. Tur programında belirtilmediği için, otelimizin ismini bilmiyorduk. Meğerse otelimiz Kayserideymiş!  Bu kadar yorgunluğa bir de Kayseri'ye gittik. Otel konforlu ama servis oldukça kötüydü.

Gezimizin 2. günü yazısı gelecek, beklemede kalın.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Kapadokya 2.Gün

Herkese merhaba

Kapadokya gezimizin 1. gününü şu yazımda anlatmıştım. 2. gün bakalım neler yapmışız:

Kayserideki Otelimizden Nevşehir'e Hacı Bektaşi Veli'nin türbesine gittik. Yine aşırı bir kalabalık vardı. Hacı Bektaşi Veli Kültür Müzesinde 10 dakikalık çok güzel bir Semah gösterisi izledik.





Öğle yemeğimizi Hanedan Restoran'da yedik. Çok büyük ve otantik yer. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.





 En meşhur yemeği olan Çömlek Kebabı

Yemeklerin tadı da sunumu da güzeldi. Yolunuz buralara düşerse gitmenizi tavsiye ederim. Zaten rehberle giderseniz kesin götürüyorlar.

Yemekten sonra Dünyada tek olan Üç Başlı Peri Bacalarını görmeye Paşabağları'na gittik.


Eski zamanlarda rahipler, bu oyulmuş peri bacalarında inzivaya çekilirlermiş.


Bir sonraki durağımız Zelve'ydi. 1954 yılına kadar, bu oyulmuş kayalarda insanlar yaşıyormuş. 3 Vadiden oluşmuş Zevle'de kar ve yağmur sularından çökmeler oluşturduğu için, bir bölümü geziye kapanmış. Yani bu büyülü yerleri görmek istiyorsanız, çok zamana sermeyin derim.


Manastırın içinde görülen 2 oyuğun üzerinde bir ağaç var dikkat ederseniz. Cennetteki Tuğba Ağacına benzetiliyormuş, kökleri yukarıda, dalları aşağıda olduğu için.




 Bir sonraki durağımız Avanos'taki çömlek yapım yeriydi. Chez Ali Usta, eline aldığı küçük bir çamuru (buradaki kil toprak elenip, çamur haline getiriliyormuş) Bir kaç dakikada bir vazo haline getirdi.


Bu gösteriden sonra Chez Ali'nin dükkanından alışveriş yapıldı.

Buradan çıktıktan sonra bir Onyx Atölyesine gittik. Tabi ki isteyenler alış veriş yaptılar.

En son da bir kuruyemişçiden  Nevşehir'in ünlü sütle kaynatılmış kabak çekirdeğinden aldık ve otelimize döndük.

Gereksiz çok vakit harcadığımız, Rehber ve şoförlerin yüzde aldıkları yerlerde çok vakit kaybettiğimiz bir gün oldu.

Asıl görmek istediğim Uçhisar Kalesine ve Göreme Açık Hava Müzesine gidemedim. Bu da yine birlikte gittiğimiz turdakilerin uyuzluğundan ve zamanın az olmasından kaynaklanıyor.

Aşırı yorgun bir şekilde 1 saatten fazla süren yolculuktan sonra Kayseri'deki otelimize döndük. Siz siz olun kare tur ile seyahat edecekseniz, otel ismi ve nerede olduğunu mutlaka sorun!

Son gün yazısı çok yakında.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...