kapadokyada ne yenir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kapadokyada ne yenir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

Kapadokya Son Gün

Herkese merhaba

Kapadokya Gezimizin 1. gününü şu, 2. gününü şu yazımda anlatmıştım.



Kapadokya'ya gelmişken, balona binip güneşin doğuşunu seyretmek istedik. Saat 3:30 da kalktık, 4:00 te Kayseri'den (bu yazımda da belirteyim otelimiz Kayseri'deydi maalesef) yola çıktık ve Göreme'deki Kapadokya Balloons'a gittik. Turdan sadece 6 kişi balona binmek istediği için rehberimiz Ali Hoca kendi arabasıyla bizi götürdü.

Oldukça pahalı bir gezi olmasına rağmen (kişi başı 100 euro civarı) inanılmaz kalabalıktı. Biz 2. grubun içeri alınmasını beklerken, hava koşulları nedeniyle maalesef ki iptal edildi.

Yine de alana gittik.


Sabahın köründe, planımız iptal olunca, rehberimiz bizi Kızılırmak'a götürdü. 20 sene önce de gelmiştim buralara ve Kızılırmak gerçekten kıpkırmızıydı.

Tekrar derim ki, eğer buraları görmek istiyorsanız elinizi çabuk tutun.
 Avanos'ta bulunan köprüden Kızılırmak manzarası.

Daha çok zamanımız olduğu için Devrent (Hayal) Vadisi'ne gittik. Buradaki peri bacaları, bir şeylere benzediği için Hayal Vadisi demişler.

 Deve şeklindeki peri bacası

 Meryem Ana şeklindeki peri bacası

 fok şeklindeki peri bacaları

Karagöz Hacivat şeklindeki peri bacaları

Kalkışa çok zamanımız olduğu için (gerçi benim aklım hala Göreme Açık Hava Müzesindeydi) Ali Hoca bizi evine davet etti. Eşi bizi çok güzel ağırladı. 2 saatten fazla evlerinde misafir ettiler.

Burayı en iyi anlatan kitapları sordu eşim. Belki size de faydası olur.



Ve kalkış vakti geldi. turdaki sevgili !!!! tur arkadaşlarımız biz uçamayınca pek bir memnun olmuşlardı. Evet turla seyahati sevmiyorum ama rehberle gezmeyi seviyorum.

Eğer Kapadokya'yı merak ediyorsanız, fazla kalabalık olmayan bir kafa dengi arkadaş grubuyla gezmek harika olurdu. Hatta Ali Hoca özel rehberlik de yapıyormuş. O yörenin insanı olduğu için, çok güzel anlatıyor. Kartının fotosunu sizler için çektim.


Ve dönüş yoluna geçtik. İpekyolu üzerindeki Selçuklu mimarisinin en büyük hanı olan Sultanhanı'nı gezdik.


Oldukça pis ve bakımsız bir yerdi. O kadar güzel yerler gördükten sonra görmeseydik daha iyiydi dedirtti bize.

Son olarak da Konya'daki Mevlana müzesi ve külliyesini gezdik.


Buraya gelince etli ekmek yemeden olmazdı.

10 saatten fazla, bitmek bilmeyen bir yolculuktan sonra İzmir'e vardık.

En kısa sürede göremediğimiz Göreme Açık Hava Müzesi, Uçhisar Kalesi'ne gitmek, kayadan oyulma bir butik otelde konaklamak, güneşin batışını seyretmek ve balona binmek için Kapadokya'ya tekrar (kesinlikle uçakla) gideceğim.

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hepiniz hoşça kalın.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Kapadokya 2.Gün

Herkese merhaba

Kapadokya gezimizin 1. gününü şu yazımda anlatmıştım. 2. gün bakalım neler yapmışız:

Kayserideki Otelimizden Nevşehir'e Hacı Bektaşi Veli'nin türbesine gittik. Yine aşırı bir kalabalık vardı. Hacı Bektaşi Veli Kültür Müzesinde 10 dakikalık çok güzel bir Semah gösterisi izledik.





Öğle yemeğimizi Hanedan Restoran'da yedik. Çok büyük ve otantik yer. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.





 En meşhur yemeği olan Çömlek Kebabı

Yemeklerin tadı da sunumu da güzeldi. Yolunuz buralara düşerse gitmenizi tavsiye ederim. Zaten rehberle giderseniz kesin götürüyorlar.

Yemekten sonra Dünyada tek olan Üç Başlı Peri Bacalarını görmeye Paşabağları'na gittik.


Eski zamanlarda rahipler, bu oyulmuş peri bacalarında inzivaya çekilirlermiş.


Bir sonraki durağımız Zelve'ydi. 1954 yılına kadar, bu oyulmuş kayalarda insanlar yaşıyormuş. 3 Vadiden oluşmuş Zevle'de kar ve yağmur sularından çökmeler oluşturduğu için, bir bölümü geziye kapanmış. Yani bu büyülü yerleri görmek istiyorsanız, çok zamana sermeyin derim.


Manastırın içinde görülen 2 oyuğun üzerinde bir ağaç var dikkat ederseniz. Cennetteki Tuğba Ağacına benzetiliyormuş, kökleri yukarıda, dalları aşağıda olduğu için.




 Bir sonraki durağımız Avanos'taki çömlek yapım yeriydi. Chez Ali Usta, eline aldığı küçük bir çamuru (buradaki kil toprak elenip, çamur haline getiriliyormuş) Bir kaç dakikada bir vazo haline getirdi.


Bu gösteriden sonra Chez Ali'nin dükkanından alışveriş yapıldı.

Buradan çıktıktan sonra bir Onyx Atölyesine gittik. Tabi ki isteyenler alış veriş yaptılar.

En son da bir kuruyemişçiden  Nevşehir'in ünlü sütle kaynatılmış kabak çekirdeğinden aldık ve otelimize döndük.

Gereksiz çok vakit harcadığımız, Rehber ve şoförlerin yüzde aldıkları yerlerde çok vakit kaybettiğimiz bir gün oldu.

Asıl görmek istediğim Uçhisar Kalesine ve Göreme Açık Hava Müzesine gidemedim. Bu da yine birlikte gittiğimiz turdakilerin uyuzluğundan ve zamanın az olmasından kaynaklanıyor.

Aşırı yorgun bir şekilde 1 saatten fazla süren yolculuktan sonra Kayseri'deki otelimize döndük. Siz siz olun kare tur ile seyahat edecekseniz, otel ismi ve nerede olduğunu mutlaka sorun!

Son gün yazısı çok yakında.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...