atina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2014 Çarşamba

Atina 3. Gün

Herkese merhabalar


Atina gezimizin 1. ve 2. gününden bahsetmiştim. 3. günü de erkenden kalkıp yollara koyulduk.


Atina'da araç kullanmak istemediğimizi ve şehri yürüyerek keşfetmek istediğimizden bahsetmiştim. Monastraki meydanındaki bir yerden kahvaltı etmek için bir şeyler aldık.


 seçmekte çok zorlandık

 muhteşem ekmekleri




İlk durağımız Hadrian kütüphanesiydi, dün aldığımız biletlerle buraya da girilebiliyordu.


İkinci durağımız Ancient Agoraydı. Burası eski Atina'nın hem ticaret, hem politik hem de sosyalleşme merkeziymiş.


Hemen yanında da müzesi vardı. Çok ilginç ve güzel tarihi eserler vardı. Böyle müzelere gidip, eski insanların kullandığı eşyaları görmek çok ilgimi çektiğinden çok hoşuma gitti.
 Eski insanların kullandığı mangal

 Sol arkada parfüm şişesi, sağ öndekiler de takı seti


Hephaistos Tapınağı'na tırmanıp, Agora gezimizi bitirdik.


Tabiiki yine içeri girilmiyor

Çok sıcak olduğu ve çok yorulduğumuz için bir kahve molası verdik. Ben frappe içmeyi tercih ettim. Frappe ilk defa Selanik'te bulunmuş, buralara kadar gelmişken içmeden olmazdı. Garsona ne çeşit frappeniz var diye sorunca bir affalladı. Bizimki gibi çeşitleri yok ve su ile yapıyorlar. Eğer isterseniz süt ve şeker koyuyorlar. Çok samimi söylemek gerekirse, şurada tarifini verdiğim frappe çok daha güzeldi.






Dinlendikten sonra Kerameikos'a dışardan bakıp, bit pazarına gittik. Oraları gezdikten sonra daha önce rezervasyon yaptırdığımız ama sonra çok kötü yorumlar okuduğumuz için iptal ettirdiğimiz yer olan Omonia meydanına gittik. Hiç hoş bir yer değildi! Hemen buradan ayrılıp, buraların nişantası'sı olan Kolonaki'ye doğru yola koyulduk. Geçtiğimiz yolda Notes home diye bir dükkan ilgimi çekti ve hemen içeri daldım.

 Muhteşemler değil mi





Harika ev eşyaları satan, çok güzel bir yerdi...




Ve geldik Kolonaki'ye. gerçekten dedikleri kadar varmış. İnsanların, muhitin, mekanların kalitesi birden değişiverdi.Çok acıktığımız için önce birşeyler yedik. Çok gariptir ki, buralardaki mekanlar Atina merkeze oranla daha lüks ama daha ucuz. Yanii Yunanlarda da "turisti kazıkla" mantığı tam gaz hayata geçmiş durumda.


 Oturduğumuz mekanın tuvaletinden

Sıra sıra kafelerin olduğu harika bir sokak

Buraların güzel sokaklarından gezerek, Lycabettus Tepesi'ne çıktık.
Yolumuzda onyüzbin milyon tane basamak vardı. Gerçekten yorucu bir parkurdu, ama sonucu değdi. Bir füniküler yardımıyla en tepeye çıktık ve Atina'yı seyre daldık.
.
 Bunun gibi 4-5 basamak kümesi çıktık





Dönerken de son bir Ermou caddesinden geçerek otelimize vardık

Balkonumuzun manzarası

Atina gezimizi böylece noktalamış olduk.Çok görmek istediğimiz müzelerin bazıları erken kapandığı için giremedik maalesef. Yunanistan'ı gezmek istiyorsanız siestaları da göz önünde bulundurmanız gerekiyor.Pireyi de görmek istememize rağmen, zamanımız kalmadığı için gidemedik.

Atina güzel bir yerdi, ama beklediğim gibi değildi maalesef. Beklentilerinizi yüksek tutmayın ve sıcakta gitmeyin.

Selanik gezimizin yazısı çok yakında blogda olacak.

18 Eylül 2014 Perşembe

Atina 2. gün

Herkese Merhaba


Atina gezimizin 1. gününden şurada bahsetmiştim. 2. gün de şehrin en önemli bölgesi olan Akropol'e gitmeye karar verdik. Akropol'ün kelime anlamı şehrin en yüksek noktası demekmiş. Biz de fazla sıcak olmadan tapınakları görmek için erkenden yola koyulduk.

Yolda bir simitçi bulduk ve bir yoğurtçudan (evet burada zincir şeklinde yoğurtçular var) portakal suyu aldık.


Yoğurt doldurup, buradan üstüne istediğiniz şeyi ekliyorsunuz.

İsterseniz "hop on hop off" denilen şehirde sürekli gezen 2 katlı otobüslere binip, tün Atina'yı gezebilirsiniz.  Biz sokakları gezmek istediğimizden yürüyerek Akropol'e çıktık. 5 değişik yere girmek için olan biletten aldık ve hemen önemli tapınakların olduğu yerlere vardık.

En kapsamlı bilet,bu biletle 4 gün boyunca istenilen yere giriş yapılabiliyor.


 Bölgenin bir haritası











Mitolojiye göre, Atina kurulurken, tanrılardan Athena ve Poseidon karşı karşıya kalmışlar. Athena, mucize olarak yerden bir zeytin ağacı çıkarmış. Karşısındaki Poseidon ise yerden su çıkarmış. Halk koruyucu tanrıları olarak Athena'yı seçmiş ve buranın ismi Atina olmuştur.





İkinci durağımız da Akropol Müzesi oldu. Antik çağ eserlerini seviyorsanız, butlaka görmenizi tavsiye ederim.

 Akropoldeki Erechtheion Tapınağının dışındaki kadın heykellerinin orijinalleri



Üçüncü durağımız Zeus Tapınağıydı.



Ulusal bahçe (Atina'daki tek yeşil alan)


Parlamento binasının önünde her saat başı askerlerin nöbet değişimi olmakta. Komik kıyafetli askerler (pileli etekli, ponponlu ayakkabılı) seremoni eşliğinde nöbet devri yapmaktalar. Buradaki önemli nokta ise eteklerinde tam 400 pile bulunmaktaymış. bu da Osmanlı Devletinin tam 400 yıl egemenliği altında olduklarından, unutmamaları için yapılmış.

Aşırı yorulduğumuz için otelimizde biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için Adrianou Caddesi'ne gittik. birbirinden güzel mekanları, hareketli nüfusuyla gerçekten çok hoşumuza gittik. Hayatımda yediğim en güzel balıklardan biriydi. Adamlar gerçekten bu işi biliyor.


 Enfes ekmekleri




 Yunan kahvesi sandıkları Türk kahvesi :)

 Rakı'mıza en çok benzeyen Ouzo (Barbayanni)
Caddeden bir görünüş

Gecenin sonunda, Monastraki meydanı üzerinden güzel bir yürüyüş yapıp otelimize vardık. Bü meydan her zaman aşırı kalabalık. Zenciler müzik yapıp dans ediyorlar. Her kesimden insanın olduğu bir meydan. Cami ve Akropolis gerçekten çok güzel duruyor gece ışıklarında. bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Atina, camilerin ibadete kapalı olduğu tek Avrupa başkenti...

başka bir yazıda Atina 3. günde görüşmek üzere...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...