atinada ne yenir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atinada ne yenir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2014 Perşembe

Atina 2. gün

Herkese Merhaba


Atina gezimizin 1. gününden şurada bahsetmiştim. 2. gün de şehrin en önemli bölgesi olan Akropol'e gitmeye karar verdik. Akropol'ün kelime anlamı şehrin en yüksek noktası demekmiş. Biz de fazla sıcak olmadan tapınakları görmek için erkenden yola koyulduk.

Yolda bir simitçi bulduk ve bir yoğurtçudan (evet burada zincir şeklinde yoğurtçular var) portakal suyu aldık.


Yoğurt doldurup, buradan üstüne istediğiniz şeyi ekliyorsunuz.

İsterseniz "hop on hop off" denilen şehirde sürekli gezen 2 katlı otobüslere binip, tün Atina'yı gezebilirsiniz.  Biz sokakları gezmek istediğimizden yürüyerek Akropol'e çıktık. 5 değişik yere girmek için olan biletten aldık ve hemen önemli tapınakların olduğu yerlere vardık.

En kapsamlı bilet,bu biletle 4 gün boyunca istenilen yere giriş yapılabiliyor.


 Bölgenin bir haritası











Mitolojiye göre, Atina kurulurken, tanrılardan Athena ve Poseidon karşı karşıya kalmışlar. Athena, mucize olarak yerden bir zeytin ağacı çıkarmış. Karşısındaki Poseidon ise yerden su çıkarmış. Halk koruyucu tanrıları olarak Athena'yı seçmiş ve buranın ismi Atina olmuştur.





İkinci durağımız da Akropol Müzesi oldu. Antik çağ eserlerini seviyorsanız, butlaka görmenizi tavsiye ederim.

 Akropoldeki Erechtheion Tapınağının dışındaki kadın heykellerinin orijinalleri



Üçüncü durağımız Zeus Tapınağıydı.



Ulusal bahçe (Atina'daki tek yeşil alan)


Parlamento binasının önünde her saat başı askerlerin nöbet değişimi olmakta. Komik kıyafetli askerler (pileli etekli, ponponlu ayakkabılı) seremoni eşliğinde nöbet devri yapmaktalar. Buradaki önemli nokta ise eteklerinde tam 400 pile bulunmaktaymış. bu da Osmanlı Devletinin tam 400 yıl egemenliği altında olduklarından, unutmamaları için yapılmış.

Aşırı yorulduğumuz için otelimizde biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için Adrianou Caddesi'ne gittik. birbirinden güzel mekanları, hareketli nüfusuyla gerçekten çok hoşumuza gittik. Hayatımda yediğim en güzel balıklardan biriydi. Adamlar gerçekten bu işi biliyor.


 Enfes ekmekleri




 Yunan kahvesi sandıkları Türk kahvesi :)

 Rakı'mıza en çok benzeyen Ouzo (Barbayanni)
Caddeden bir görünüş

Gecenin sonunda, Monastraki meydanı üzerinden güzel bir yürüyüş yapıp otelimize vardık. Bü meydan her zaman aşırı kalabalık. Zenciler müzik yapıp dans ediyorlar. Her kesimden insanın olduğu bir meydan. Cami ve Akropolis gerçekten çok güzel duruyor gece ışıklarında. bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Atina, camilerin ibadete kapalı olduğu tek Avrupa başkenti...

başka bir yazıda Atina 3. günde görüşmek üzere...



16 Eylül 2014 Salı

Atina 1 Gün

Herkese merhaba

1 hafta süren Yunanistan gezimizde ilk durağımız Atina idi. Sizleri fazla sıkmamak için bu gezimizi gün gün anlatmak istiyorum.

Cuma sabah İzmir'den Pegasus havayollarıyla uçtuk.  Havaalanından şehir merkezine gitmek için sürekli seferleri olan x95 numaralı otobüse bindik. Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra otelimize vardık. Metropolis, Monastraki Meydanına yakın, temiz, çok merkezi ve güzel bir oteldi. Hatta Akropolis manzarası vardı.

Detaylı bilgi için inceleyebilirsiniz.

 Eşyalarımızı bıraktıktan sonra Monastraki Meydanı'na yürüdük.Yunanistan'a gelmeden önce detaylı bir araştırma yapmıştık. Nerelere gitmeliyiz, nerelerde yemek yemeliyiz diye çalışmıştık. Hava gerçekten çok sıcaktı ve aç olduğumuz için daha önce adını duyduğumuz Bairaktarise gidip yemek yedik. Yunan salatası, cacık, büryan (bizimkisiyle alakası yok, sadece isim benzerliği) ve musakka(kıymalı, beşamel soslu, oldukça ağır bir yemekti)sipariş ettik

 Yunan Salatası

 Çok katı kıvamlı cacıkları (tzatziki)

 Mükemmel ekmekler

 Büryan (sadece sebzeler var)

 Musakka (Mousakka)


Yemekten sonra sıcağa dayanamayıp, otele geri döndük ve dinlendik.

Akşam yemeği için, eşimin bulduğu, Plaka'da Akropolis manzaralı çok güzel bir yerde yemek yedik. Yaprak sarması (maalesef kıymalıydı), patlıcan ezme,sahanda kızarmış peynir, zeytin ve incik kebabı sipariş ettik. Bu tevernanın müzikli olanı da varmış, ama benim migrenim tuttuğu için müziksiz ve havadar olanına gitmeyi tercih ettik. 


Sofradan bir görünüş. Bizde olsa, bu kadar önemli bir yerdeki mekanları tabak çatalları daha özenli
olurdu. Ama Yunanistanda bunu görmek mümkün değil. (sol tarafta mükemmel kalamata zeytinleri)

 Sahanda kızarmış peynir (cheese saganiki)

 İncik kebabı

 Kıymalı sarma, üstündeki de sıcak yoğurt (dolmadakia)

Yemek yediğimiz yer

Plaka, Atina'nın en eski yerleşim yeriymiş. Sokaklarında hediyelik eşya satanlar, kafeler, birbirinden güzel tavernalar bulunan Atina'nın diğer yerlerine göre oldukça güzel bir bölgeydi. Sokaklarda gezip otelimize geri döndük.


 Plakadaki mekanlar


 Bu çok hoşuma gitti ^.^

 Gençler mekanlarda yer yoksa, basamaklara oturuyorlar

 Kimler bu müziğin hastası?


 Ekonomilerinin çok kötü olmasına rağmen, taksilerin çoğu mercedes

 Karagöz ve Hacivatları (bizimki daha güzel :))

 Atinada alışık olunan bir manzara. Alt tarafta güzel bir taverna, üst kat perili köşk!

 Şarap butikleri


 Deri sandaletler her yerde satılıyor


Gezimizin 2. günü çok yakında...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...