tavsiyelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiyelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2016 Perşembe

Film: Sihirbazlar Çetesi 2

herkese merhaba

Aslında vizyona ilk girdiği gibi gittiğim, ama bu aralar tembelliğimden dolayı yazamadığım bir film bu yazımın konuğu olacak. İlk bölümünü izleyip, beğenmeyen yoktur herhalde Sihirbazlar Çetesi'nin.

İkincisinin konusu ise şöyle, grup 1 sene aradan sonra tekrar birleşiyor ve Owen Case denen sihirbazın foyasını ortaya çıkarmak için harekete geçiyorlar. Gruba yardım eden FBI ajanı bir şekilde ifşa olunca, grup hayatlarının en zorlu soygununu yapmak zorunda kalırlar.

İlki kadar olmasa da beğendiğim bir film oldu. Sonunu tahmin edemediğim filmleri ve kitapları çok severim. Bu da yine onlardan biri oldu. Belki hamileliğin etkisiyle sinema salonları artık bana çok sıcak geliyor. Sıcaktan dolayı biraz sıkıldım açıkçası.

Eğer seyretmediyseniz, ilkini seyretmeden sakın gitmeyin derim,

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.


30 Haziran 2016 Perşembe

Film: Senden Önce Ben

herkese merhaba

Neredeyse 2 hafta önce vizyona giren bu filmi, hamileyseniz veya regl dönemindeyseniz kesin gidip görmüşsünüzdür. Oldu da gözünüzden kaçtıysa diye yazmak istedim.

Film Jojo Moyes'in kitabından uyarlama. Kitabını okumamıştım ama filmin fragmanını gördüğüm an hormonlarım beni ele geçirdi ve gidip, bir güzel ağlayıp rahatlamalıyım dedim ve öyle de oldu.

Genç bir adam, trafik kazası geçirip felç oluyor ve tekerlekli sandalyeye mahkûm oluyor. Bakıcı olarak da Game of Thrones'dan tanıdığımız khaleesi Emila Clark' ı işe alıyorlar. Başta çok huysuzluk yapsa da, ilerleyen zamanlarda aşık oluyor genç adam.

Filmde lou karekterini bence çok kötü giydirmişlerdi. Ama Irregular Choice ayakkabılarına tek kelimeyle hasta oldum! Hala İstanbul'da bulunabilir mi bilemiyorum ama ben zamanında bir tane aldığım için kendimi çok şanslı hissettim.

Siz bu filmi seyrettiniz mi? Bu aralar tavsiye edebileceğiniz vizyondan film önerileri var mı?

16 Haziran 2016 Perşembe

Film: Benim Çılgın Düğünüm 2

Herkese merhaba

2002 yılında 1. si çekilen Benim Çılgın Düğünüm filminin 2. si bu haftaki tavsiyem olacak.

İlk filmde Yunan Toula, Amerikalı Ian'la evllenmişlerdi ve düğünleri yunan geleneklerine göre yapılmıştı. Bu filmde ise Toula'nın babası ve annesinin aslında evli olmadıkları ortaya çıkar ve yine bir eğlenceli Yunan düğünü hazırlıklarıyla uğraşırlar.

Güzel vakit geçireceğiniz, eğlenceli bir film.

Eğer haftasonu için plan yapmadıysanız bu filme bakmanızı tavsiye ederim.


3 Nisan 2016 Pazar

Kitap- Kürk Mantolu Madonna

Herkese merhaba

Bir çoğunuz gibi popüler kültürü severim, herkes seviyorsa ben sevmem gibi havalara girmem.

Bu yazımda da sizlere son zamanlarda çok popüler olan bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Sizden ricam, eğer kitabı okumadıysanız bu yazıyı hiç okumayın. Çünkü birazdan kitapta geçenleri yazacağım.


Ben edebiyat eleştirmeni değilim, yanlış anlaşılmak istemem, kaldi ki Sabahattin Ali'yi eleştirecek haddi de kendimde bulmuyorum. Ben sadece bu kitap neden bu kadar popüler oldu onu bir türlü anlamadım.

Konusu  bir iş arkadaşı,Raif Bey'in anılarını, tutkulu aşkını okuyor. Raif'i babası Almanya'ya gönderir, o da bir resimdeki kadına aşık olur, Bu kadın bir şekilde karşısına çıkar, aşk yaşarlar, babası ölünce Türkiye'ye dönmek zorunda kalır ve ilk baştaki mektupların arkası kesilir. 10 sene sonra kadının aslında öldüğünü ve ondan çocuğu olduğunu öğrenir.

Kitabı okurken gözlerime inanamadım, bu kadar da pısırık bir adam olmaz dedim ve sinir oldum karaktere. Madem hayatının aşkı, artık mektup gelmeyince Almanya'ya gidip duruma bir bakmak bu kadar mı zor. Kitabın en sonunda kendi çocuğu olduğunu anlayınca bile hiç bir şey yapmadı!

Kitapta eski Türkçe oldukça fazla kullanılmış, bazılarında açıklama var, ama açıklama olmayanların çoğunu da cümlenin gidişatına göre sizin kestirmeniz gerekiyor. Bazı cümleler o kadar uzun ki, cümlenin başını unutuyorsunuz.

Örnek vermek gerekirse; sayfa 57'den bir örnek vermek istiyorum:
... Daha ziyade klasiklerin yolunda yürümek istediği anlaşılan ressam kadının, hayret verecek kadar büyük bir ifade kabiliyetine malik olduğu, kendi portrelerini yapan sanatkarların çoğunda görülen "güzelleştirme" veya "inadına çirkinleştirme" temayüllerinin onda bulunmadığı söyleniyor, bir çok teknik mütaalalardan sonra nihayet tablodaki kadının, duruşu ve yüzünün ifadesi bakımından, tuhaf bir tesadüf eseri olarak, Andreas del Sarto'nun Madonna delle Arpie tablosundaki meryemana tasvirine insanı şaşırtacak kadar çok benzediği iddia ediliyor ve yarı şaka bir ifade ile bu "Kürk Mantolu Madonna" ya muvaffakiyetler temenni edilerek başka bir ressamdan bahse geçiyordu.

Daha yalın bir dille kitabın revize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Belki ben uygun bir psikolojide okumadım ama bir çok kişinin bayıldığı bu kitabı hiç ama hiç beğenmedim.

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.

30 Mart 2016 Çarşamba

Dizi- Damages

Herkese merhaba

Bu yazımda sizlere oldukça eski olduğu halde (ilk sezonu 2007) nasıl olur da popüler olamadığını bir türlü anlayamadığım Damages'den bahsetmek istiyorum.

Haftasonu sürekli bu diziyi seyrettik ve günde birer sezon bitirdik. Avukatlık bürosunda geçen dizinin basitçe konusu: Davayı kazanmak için her yol mübah!

Genelde eşimle "ters köşe yapan" dizileri, filmleri çok severiz. Bu dizide ters köşelerin Allah'ı var. Mantık hatası bulunmayan, harika kurgulanmış bir dizi. Sadece izleyeyim zaman geçireyim diyemiyorsunuz, mutlaka yorum yapmanız için dizi sizi çekiyor. 

13er bölümlük sezounların ilk bölümlerinden itibaren, 6 ay sonradan kesitler yayınlanıyor ve seyirci olayları tahmin etmeye çalışıyor. Zaman geçtikçe, her şey mantıklı bir hal alırken "hadi canım, bu kadar da olmaz" dedirtiyor.

Bu türü seviyorsanız, bana teşekkür edersiniz.

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.


Diğer dizi tavsiyelerim için:

Breaking Bad
Once Upon a Time
Revenge
Forever
Arrow
Orphan Black
Orange is the New Black
11.22.63
True Detective

11 Mart 2016 Cuma

Dizi- 11.22.63

Herkese merhaba

Bir dizisever olarak uzun zamandır gerçekten hoşuma giden bir dizi seyretmiyorum. Şimdiye kadar sadece 4 bölüm yayınlanmasına rağmen 11.22.63 dizisi oldukça hoşuma gitti.


Konusu şöyle: Günümüzde bir ingilizce öğretmeni olan Jake Epping, her zaman gittiği restoranın sahibinden çok ilginç bir şey öğrenir. Restoranın içinde bir zaman makinesi vardır, her zaman aynı tarihe gitmektedir ve restoranın sahibinin Amerika eski başkanı JFK'nin hayatını kurtarmak gibi bir misyonu vardır. 

Dizi biraz karışık, şöyle ki; Jake günümüze döndüğünde, geçmişte yaptıkları sıfırlanmıyor ama günümüzden tekrar geçmişe giderse o zaman geçmiş sıfırlanıyor ve sürekli aynı tarih, aynı saat ve aynı yerde ortaya çıkıyor. 

Stephan king yazmış ve JJ Abrams'ın dizisi. Umarım "Under the Dome" gibi iç sıkıcı bir hal almaz ki 2. sezonu bile sıkıntıdan seyredememiştim.

Sizin bana tavsiye edebileceğiniz diziler neler?


Diğer dizi tavsiyelerim için:

True detective
Revenge
Once Upon a Time
Forever
Arrow
Orphan Black
Breaking Bad
Orange is the New Black

4 Mart 2016 Cuma

Film- Kod Adı: Londra

Herkese merhaba

Hafta sonu henüz plan yapmamış olanlar için güzel bir film önerisi sizleri bekliyor.


İngiltere başkanının ani ölümünden sonra, batılı liderler cenaze töreni için Londra'ya giderler. Çok geniş güvenlik tedbirleri alınmasına rağmen, terör saldırıları olur ve bombalar patlamaya başlar. Mike Banning Amerika başkanını canı pahasına korumaya çalışır.

1. Film olan Kod Adı: Olympus'dan sonra serinin 2. filminde de tempo düşmüyor. Aksiyonun ve gerilimin doruklarında sahneler var. Tam filmin ismi gibi Londra yıkılıyor. Tam buraya kadarmış dediğiniz yerler oluyor, tansiyon hiç düşmüyor.

Konu bilindik olsa da, aksiyonlu bol patlamalı çatlamalı filmlerden hoşlanıyorsanız, Kod adı Londra tam size göre bir film.

Fragmanı için:

17 Şubat 2016 Çarşamba

Kitap- Memleketi Ben Kurtaracağım, Gülse Birsel

Herkese merhaba

Şubat tatilinde Migroslarda kitaplarda %30 indirim vardı. Gezerken, Gülse Birsel'in kitabı gözüme çarptı, hemen alıp bir çırpıda okudum.

Gülse Birsel'i çok severim. Çok zeki ve yetenekli bir kadın.Yazdığı 2 diziyi de zevkle izledim. Yalan Dünya'ya (bence) yayınlandığı kanal yüzünden biran önce bitirdildi. Özellikle Avrupa Yakasındaki Burhan Altıntop kadar hiç bir karakteri sevmemişimdir! Hala arada açıp açıp izlerim. Gülse Birsel'in yarattığı karakterler tek kelimeyle muhteşem.

Gelelim memleketi ben kurtaracağım kitabına, önce biraz kendinden bahsetmiş,Daha sonra politika yazıları başlıyor. Apolitik bir insansanız bile hiç sıkılmadan okursunuz, emin olun. Güzelce hicvederek olayları anlatıp, neden başkan seçilmesi gerektiğini anlatmış. Eğer Hürriyet Gazetesi alıyorsanız, yazıların bir kısmını oradan da hatırlayacaksınız. Benim fikrime göre de şimdiki halinden çok daha iyi olacağı aşikar.

Kitabın sonlarında da diyetten tutun da yerli antidepresan tavsiyelerine kadar komik bir dille anlatılmış kişisel gelişim yazıları var.

En sonunda da Gazanfer Özcan'la ilgili anılarını okurken, 1-2 damla göz yaşıma hakim olamadım itiraf ediyorum. Bu yazıyı da, aramızdan ayrılalı bugün tam 7 yıl olan gazanfer Özcan'ı saygıyla anarak bitiriyorum.

9 Şubat 2016 Salı

Dizi- True Detective

Herkese merhaba

Oldukça değişik bir dizi tavsiyesi bu yazımın konuğu olacak, True Detective.


Şu an 8 er bölümde sadece 2 sezon var. Biraz karanlık, çok akıcı olmayan bir dizi. Peki ben bu diziyi neden tavsiye ediyorum. Oyuncu kadrosu yüzünden! Çünkü dizi oyuncuları Hollywood starları ve her sezonda kadro değişiyor. Bir kaç gün önce 3. sezonda kimlerin oynayacağı da yayınlandı.

1. sezonu ben 2 ye göre daha çok beğendim. İkisinde de uzun süre konuyu anlamak imkansız. Ama 2. sezonun kadrosu mükemmel. Bütün dizinin kadrosuna IMDB'nin sitesinden bakmanızı öneririm.

3. sezonu seyretmek için sabırsızlanıyorum.

Sizin tavsiye edebileceğiniz diziler var mı?

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.


Diğer dizi tavsiyelerim için:

29 Ocak 2016 Cuma

Film: Nadide Hayat

Herkese merhaba

Biliyorum vizyona gireli epey oldu ama siz de benim gibi zamansızlıktan gidemediyseniz eğe,r bu yazımda sizlere Çağan Irmak'ın son filmi olan Nadide Hayat'ı tavsiye etmek istiyorum. Dün, annemle gittik.

Nadide 50'li yaşlarının başlarında, 30 yıllık eşini kaybetmiş 2 çocuk bir de torunlu bir ev kadını. Kocası öldükten sonra, ne yapması gerektiği konusu biraz karışık. Çünkü şimdiye kadar iyi bir eş ve anne olmuş, kendi hayatını, isteklerini yaşayamamış bir kadın. Çeşitli hobiler ediniyor ve hiç birinin ona uygun olmadığını anlıyor, tesadüfen gazete ilanında üniversite affını görünce, tekrar üniversiteye kaldığı yerden devam etmek istiyor ve kaydını yaptırıyor. Su ürünleri fakültesine devam ediyor ve sınıfın en başarısız öğrencileri ve cool bir kaptanla 15 gün sürecek bir araştırma yolculuğuna çıkıyor.

Filmde, muhtemelen başka yönetmenler yapsa, çok garip gelecek yerler var. Ama Çağan Irmak çok başarılı bir şekilde geçişler yapmış, hiç sırıtmıyor. Çağan Irmak farkını hissediyorsunuz.

Çok beğendiğim bir film oldu, eğer zamanınız varsa izlemenizi tavsiye ederim. Film hem çok güldürdü, hem de bana işaretleri takip etmenin önemini bir kez daha hatırlattı.

İyi seyirler.

22 Ocak 2016 Cuma

Kitap- Konstantiniyye Oteli Zülfü Livaneli

Herkese merhaba

Bu yazımın konuğu bir solukta bitirdiğim Zülfü Livaneli'nin Konstantiniyye Oteli isimli kitabı.




Kitabın baş kahramanı Zehra, 29 yaşında, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan bir yönetici asistanı. Şirketi, yabancı bir ortakla bir otel satın alıyor. Açılışı için birbirinden önemli 300 tane konuk çağrılıyor. Açılış sırasında, Zehra bir ara banyoda başını çarpıyor ve yere düşüyor. Otel, Bizans kalıntıları üzerine inşa edilmiş, Zehra yaşam ve ölüm arasında olduğu için 1500 yıl önce orada ölen bir Bizanslıyla konuşuyor ve hikaye öyle başlıyor.

Seçkin davetlilerden tutunda, orada garsonluk yapan insanların hayatlarını okuyorsunuz. Tam bir günümüz Türkiyesi gözümüzde canlanıyor. Bu otel acaba şu mu, buradaki kişi acaba şu mu diye düşünüp kafa yoruyorsunuz.

Çok akıcı bir dille yazılmış, okuyucuyu hiç sıkmayan bu romanı herkese tavsiye ederim. Şu anda kitapta geçen Pachelbel'in Canon in D Major'ünü dinlerken size bu yazıyı hazırlıyorum.

Herkese keyifli okumalar. Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.


Diğer kitap tavsiyelerim için:

13 Ocak 2016 Çarşamba

Dizi- Revenge

Herkese merhaba

Çoktandır size dizi tavsiyesi yapmadığım için son zamanlarda seyrettiğim Revenge'den bahsetmek istiyorum.

Aslında Ülkemizde İntikam ismiyle de gösterildi ve raiting kurbanı oldu. Amerika'da da 4 sezon oynadı ve sanıyorum aynı nedenlerden dolayı orası da bitirme kararı aldı. Yine de benim izlerken çok keyif aldığım bir dizi oldu. 

Konusu David Clark işlemediği bir suç yüzünden hapse girer. Kızı da büyüyünce gerçeği öğrenir ve babasına bunu yapanlardan bir şekilde intikam almaya başlar. en büyük destekçisi arkadaşı Nolan'dır. Birlikte hiç bir masraftan kaçınmadan, tüm kara listedekilerden öç alırlar.

Ben dizide hem Nolan'ı hem de Victoria karakterini çok sevdim. Her türlü kötü durum karşısında, çok yapay olsa da gülümseyerek karşısındaki deli edebilen bir kadın. Öfke kontrolü müthiş! Keşke ben de biraz da olsa onun gibi olabilsem... Özellikle iş hayatında herkesin çok işine yarayacak bir özellik.

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.

Diğer dizi tavsiyelerim için:



10 Ocak 2016 Pazar

Kitap- Bin Muhteşem Güneş Khaled Hosseini

Herkese merhaba

Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı kitabını seneler önce okuyup çok etkilenmiştim. Bin Muhteşem Güneş'i raflarda görünce hiç düşünmeden aldığım bir kitap olmuştu.



Konusu kısaca şu şekilde: 2 Afgan kadın var. Biri Meryem, annesiyle yaşıyor, harami yani babası yok (aslında var ama annesiyle evlenmemiş) annesi ölünce babasının yanına geliyor, babasının diğer eşleri doğal olarak bu kızı sevmiyorlar ve Raşit denen bir adamla evlendiriyorlar.

Diğer kadın Leyla, ailesiyle mutlu bir hayatı var, sevdiği bir erkek var ve savaş çıkıyor bütün sevdiklerini kaybediyor, evlenmek zorunda kalıyor.

Bu iki kadının hayatları bir şekilde birleşiyor. Önceleri düşmanken, daha sonra kardeş gibi oluyorlar.

Bu kitapta da Taliban'ın zulmü güzel bir şekilde anlatılmış. Aslında kitapta okuduğum yerlerden bahsetmem ama bunu nedense yazmak istedim.

284. sayfadan:

Bütün vatandaşlar günde beş vakit namaz kılacaktır, namaz vakti başka bir iş yapanlar kırbaçlanacaktır.
Bütün erkekler sakal bırakacaktır. Buna uymayanlar kırbaçlandırılacaktır.
Bütün erkek çocuklar türban takıp, İslami kurallara uygun giyinecektir.
Şarkı söylemek yasaktır.
Dans etmek yasaktır.
İskambil, satranç, her türlü kumar oyunu yasaktır.
Uçurtma uçurmak yasaktır.
Kitap yazmak, film izlemek, resim yapmak yasaktır.
Evinizde kuş beslerseniz kırbaçlanacaksınız, kuşlarınız öldürülecek.
Çalarsanız eliniz bilekten kesilir, bir daha çalarsanız ayağınız kesilir.
Müslüman değilseniz, müslümanların göreceği bir yerde dua ederseniz kırbaçlanırsınız.

Kadınların dikkatine:
Evinizden dışarı çıkmayacaksınız. Kadınların sokakta amaçsızca dolaşması caiz değildir. Dışarı çıkarken mutlaka bir erkek akrabanız bulunacak.. sokakta tek görülen kadın dövülerek evine döndürülecek.
Hiç bir şekilde yüzünüzü göstermeyeceksiniz. Dışarıda burka giyeceksiniz. aksi takdirde kırbaçlanırsınız.
Makyaj malzemesi, mücevher yasaktır.
Çekici, gösterişli giysiler yasaktır.
Sizinle konuşulmadan konuşmayacaksınız
Erkeklerle göz göze gelmeyeceksiniz
Ulu orta gülmeyeceksiniz, gülenler kırbaçlanacaktır
Tırnaklarınızı boyarsanız, bir parmağınız kesilecek
Kızların okula gitmesi yasaklanmıştır
Kadınların çalışması yasaklanmıştır
Zinadan suçlu bulunursanız, taşlanarak öldürülürsünüz...

292. sayfadan:

Bu hastane kadınlara bakmıyor artık diye böğürdü nöbetçi.
......
Ama burası kadın hastanesi! diye bağırdı bir kadın.
.......
Artık değil, dedi Talib.
......
Peki ya, ali abad Hastanesi, diye seslendi başka biri.
Sadece erkekler, dedi asker.
Rabia Balkhi'ye gidin, dedi nöbetçi.
Ama orada ne oksijen, ne ilaç ne elektrik yok, dedi kadın.



Bir tane daha değinmek istediğim konu vardı. ama onun sayfasını not etmeyi unutmuşum. O hikayede de biri flamingo çiziyor, Taliban bunun bacakları çıplak diyor ve adam flamingolara pantolon giydiriyor...

Biraz uzun yazdığımın farkındayım ama beni çok etkileyen bir kitap oldu. Umarım filmi de çekilir.

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.

Diğer kitap tavsiyelerim için:




8 Ocak 2016 Cuma

Kitap- Kocan Kadar Konuş Diriliş

Herkese merhaba


Çoktandır okuduğum kitapları yorumlamadığımı fark ettim. Her ne kadar iyi bir okuyucu olamasam da, her gece yatarken 1-2 satır okumaya çalışıyorum.


Bu yazımın konuğu en son okuduğum kitap olan Şebnem Burcuoğlu' nun çok ses getiren kitabı "Kocan Kadar Konuş" un devamı olan Kocan Kadar Konuş Diriliş. İlk kitap yorumlarım için tık. İlkini 1-2 günde okuyup, filmde çok iyi zaman geçirdiğim için, bu kitabı görür görmez alıp, başladım. Ama aynı keyfi maalesef ki bu kitap bana vermedi. Hatta okurken karakterleri(filmdeki olanları) yerine koyup okudum ama yine de sıkıldım.


Konusu Efsun ile Sinan asansörde bir kaza geçiriyorlar, bunun üzerine hastanede aileler tanışıyor. Ortaya Sinan'ın babaannesi çıkıyor. Efsun ve ailesi babaanneye karşı bir savaş veriyor.


1. kitap çok sattığı için, sadece para kazanmak için zoraki yazılmış bir his uyandırdı bende.


Aranızda 1. veya 2 kitabı okuyan var mı? Sizin yorumlarınız neler?

4 Aralık 2015 Cuma

Film- Düğün Dernek 2 Sünnet

Herkese  merhaba

İlkini çok beğenerek izlediğimiz filmin 2.si vizyona girdiği gibi gitmek istedik. Konusu ise 1. Filmde oğlunu evlendiren İsmail'in erkek torunu olmuştur ve sünnet çağına gelmiştir. Ekibi yine toplayıp sünnet düğününü de yapmayı kafaya koymuştur.




Eğer ilkini izlemediyseniz, izleyip 2. Sine gitmenizi tavsiye ederim. Yine güzel vakit geçirebilinecek eğlenceli bir film olmuş. Keşke fragmanını bu kadar çok göstermeselerdi, çünkü filmde sırası gelince insanın gülesi gelmiyor.

Üçüncüsünün de geleceğinin müjdesini verdiler bana göre. Daha çok ayrıntı vermeyim ^.^

Özellikle benim gibi kötü bir hafta ve gün geçirdiyseniz koşa koşa gidin derim. Bu ekibi çok seviyorum. özellikle anne rolü müthiş!

İyi seyirler. Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşça kalın

28 Kasım 2015 Cumartesi

Film- Gizemli Gerçek

Herkese merhaba

Fragmanını izlediğim Zaman kesinlikle izlemem gerek dediğim gizemli gerçek filmi bu yazımın konuğu olacak.

Ray ve Jess LAPD de terörle ilgili çalışmaktadırlar. Bir cinayet için görevlendirilirler ve kurbanın, polis memuru Jess'in kızı Caroline olduğunu görürler. Ray'in şüphelendiği adam, polise yardım eden bir iş birlikçi olduğu için, polis departmanının ileri gelenleri, bir şey yapılmasını istemez. Ray hiç pes etmez tam 13 yıl, Amerika'nın tutuklu veritabanında o çocuğu araştırır.

Filmde başrolleri Chiwetel Ejiofor (şurada bahsettiğim Marslı filminde NASA'da çalışan iyi olan yöneticiyi canlandırıyordu), Julia Roberts, Nicole Kidman, Dean Morris oynuyor. Dean Morris'i Breaking Bad deki Hank (Walter ın bacanağı) ve Under the  Done'daki Big Jim karakteriyle tanıyoruz. Polislik ona çok yakışıyor.

İzlerken gerileceğiniz bir polisiye istiyorsanız tavsiye ederim. Aslında gerçeği bilip, başkaları istemiyor, işlerine gelmiyor diye bir şey yapamamak çok acı.

Bence filmin tek kötü tarafı, flashback'lerde ve günümüzdeki sahnelerde durum biraz karışıyor. Geçişlerde tarih belirtselerdi çok daha anlaşılır olabilirdi. Zira izlerken burada Nicole Kidman'ın saçı uzun, o zaman şu anda eskideyiz diye hatırlatma yapmak gerekiyor. 13 yılı başarılı bir şekilde yaşlandırmamışlar.

Sizin şu sıralar bir film tavsiyeniz var mı?

Hepinize iyi seyirler.


11 Kasım 2015 Çarşamba

Film- Marslı

Herkese merhaba


Hafta sonuna az kaldığı için planlar yapılmaya başlandı bile. Güzel bir film tavsiyesi isteyenler için, bu yazım.


Marslı filminin konusu: Nasa, Mars'a bir grup astronot yollar. Beklenmedik bir kum fırtınası sonucu bir arkadaşlarının öldüğünü düşünen ekip geri döner. Fakat Mark Watney yaşamaktadır ve Mars'ta yapayalnız kalmıştır. Hayatta kalmak için patates yetiştirip, su oluşturur ve kurtarılmayı bekler...


Uzun bir film olmasına rağmen hiç sıkmayan, bazı mantık hatalarını görmezden gelebileceğiniz güzel bir film. 3D olması da çok keyifli olmuş, kitabı da varmış, konusunu çok sevdiğim için belki kitabını da okuyabilirim.


Hiç yaşlanmayan Matt Damon baş rolde ve gerçekten rolünün hakkını veriyor.


Filmden çıktıktan sonra patates yemek istiyor insanın canı, söylemedi demeyin.

Fragman






1 Ekim 2015 Perşembe

Film- Kara Bela

Herkese merhaba


Havalar az olsa da serinledi ve sinemaya gitmek daha zevkli hale geldi. Kara Bela sezon başlangıcı için oldukça güzel bir film.


Konusu şu şekilde: Kudret, emekli bir muhasebecidir. Ardarda dırdırcı eşini ve babasını kaybeder, çocukları onu terk eder. Annesini rüyasında görür ve annesi 3 gün sonra Gaziantep Kalesine gitmesi gerektiğini söyler. Külüstür arabasıyla Gaziantep'e doğru yola çıkar ve başına gelmeyen kalmaz.


Ben filmin sonunu, daha ilk bölümden doğru tahmin etmiştim. Durum böyle olunca finali biraz sönük geldi. Ama akıcı ve oldukça komik bir filmdi. Eminim beğenmeyenlerde olacaktır, ama bu kadroyu seviyorsanız eminim çok iyi vakit geçireceksiniz.


Herkese iyi seyirler.

30 Eylül 2015 Çarşamba

Kitap- Avukat,Mark Gimenez

Herkese merhaba


Daha önce şu yazımda Mark Gimenez'in sanık isimli kitabından bahsetmiştim.Bu yazımda da avukat isimli kitabından bahsetmek istiyorum.




Sahilde okuduğum için biraz ıslanıp kıvrılan kitabım yerine internetten bir görsel almayı uygun buldum.
Konusu kısaca şöyle: Andy Prescott trafik cezalarına bakan, rahat bir yaşamı ve hiç hırsı olmayan bir avukattır.Bir gün Teksas'ın en zengin adamlarından biri olan Russell Reves onu işe alır ve tam anlamıyla paraya boğar. Russell'ın 8 yaşında Lösemi hastası Zach isminde bir oğlu vardır ve onu yaşatmak için her şeyi göze almıştır.


Anlatımı akıcı olan kitabı okurken, ilaç firmaları hakkında acaba dedirtecek bazı düşüncelere kapılıyorsunuz.

Kolay okunan çerezlik bir kitap istiyorsanız, sevebilirsiniz.

Başka bir yazıda görüşmek üzere. Hoşça kalın.

1 Eylül 2015 Salı

Dizi- Forever

Herkese merhaba


Bu yazımın konusu Forever dizisi. Doktor Henry Morgan ölümsüzdür; şöyle ki, 200 sene kadar önce, 35 yaşında vurulup denize atılmasından sonra, her defasında ölüp, hayata tekrar nehirde ve 35 yaşında  olarak gelmektedir.


Çok iyi puanlara ve tek bir kötü yorum okumamama rağmen dizi 1.sezon (22 bölümden) sonra yayından kaldırılmış. İmza kampanyası başlatılmış, umarım 2. sezonu olur. Çünkü 1. sezon öyle bir yerde bitti ki devamını bilmek istiyor seyirci.


2. sezonu çekilmese bile polisiye dizilerden hoşlanıyorsanız, İngiliz aksanını seviyorsanız kaçırmayın derim. Bir çok dizinin sanki karışımı gibi olan bu diziyi eminim siz de beğeneceksiniz.

Eğer Orange is the New Black'i seyrettiyseniz, uyuşturucu satıcısı Vee'yi burada önemli bir rolde izleyeceksiniz. Ayrıca sizde benim gibi Fringe fanatiği iseniz Walter Bishop'u son bölümde görünce sevinebilirsiniz.

Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...